<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title></title>
	<atom:link href="http://www.sohbetix.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sohbetix.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2012 18:24:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.1</generator>
		<item>
		<title>Din İstismarı</title>
		<link>http://www.sohbetix.net/2012/02/din-istismari.html</link>
		<comments>http://www.sohbetix.net/2012/02/din-istismari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 18:24:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[din istismar]]></category>
		<category><![CDATA[Din İstismarı]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islami]]></category>
		<category><![CDATA[İslami konular]]></category>
		<category><![CDATA[İstismar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetix.net/?p=20457</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Kur’an okumayı öğrenmek ve başka dinî bilgiler için, CD’ler ve bilgisayar programları hazırlayanlar, (Kopyalayana hakkımızı helâl etmiyoruz, herkes parayla satın alsın!) diyorlar. Bunları kopyalamak kul hakkı olur mu? Mushaf’tan ve dini öğreten yayınlardan para kazanmak, kopyalayana (Hakkımı helâl etmem) demek caiz midir? CEVAP Dini ticarete alet etmek, en büyük günahlardan biridir. Bu CD’leri, kitapları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fdin-istismari.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<div id="p1"><strong>Sual: </strong>Kur’an okumayı öğrenmek ve başka dinî bilgiler için, CD’ler ve bilgisayar programları hazırlayanlar, (Kopyalayana hakkımızı helâl etmiyoruz, herkes parayla satın alsın!)<strong> </strong>diyorlar. Bunları kopyalamak kul hakkı olur mu? Mushaf’tan ve dini öğreten yayınlardan para kazanmak, kopyalayana (Hakkımı helâl etmem) demek caiz midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Dini ticarete alet etmek, en büyük günahlardan biridir. Bu CD’leri, kitapları ve Mushafları satmak, Kur’an-ı kerim öğretilmesine, okunmasına sebep olmak niyetiyle olursa, caiz ve sevab olur, fakat böyle niyetin alameti, bunları maliyetine yakın, çok az bir kârla satmaktır. Başka geliri de varsa, Mushaf’ı kârsız satmalı. Sadece kâğıt, işçilik ücreti ve masraflarını almak caizdir. <strong>(S. Ebediyye)<br />
</strong><br />
Kur’an-ı kerimden veya dinî yayınlardan para kazanmak çok kötüdür. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Ahir zamanda din adamları, halkın istediği yönde fetva verip, helale haram, harama helal diyecekler, Kur’anı ticarete, menfaate alet edecekler.)</strong> [Deylemi]</p>
<p><strong>(Ahir zamanda dünya menfaati için dini alet eden riyakârlar çıkar. Sözleri baldan tatlıdır. Bunlar kuzu postuna bürünmüş birer kurttur.) </strong>[Tirmizi]</p>
<p><strong>(En kötü insan, dini dünya malına alet edendir.)</strong> [İbni Asakir]</p>
<p><strong>(Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselama bin çeşit sanat öğretip buyurdu ki: Çocukların ve neslin, bu sanatlardan biri ile rızkını talep etsin, sakın ola ki dini geçim aracı yapmasın, dini kullanarak dünya malı toplayanlara yazıklar olsun!)</strong> [Hâkim]</p>
<p><strong>(Yazıklar olsun ilmini ticarete alet eden ilim sahibi kötü kimselere ki, devlet adamlarına yaklaşır ve kazanç temin ederler. Allah onların ticaretine kesatlık versin!)</strong> [Hâkim]</p>
<p><strong>(Bir zaman gelir ki, insanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünüp, helal-haram olduğuna bakmazlar.)</strong> [R.Nasıhin]<strong><br />
</strong><br />
<strong>(Din bilgilerini dünya menfaati için öğrenenlere, ilmini paraya değişenlere kıyamette ateşten gömlek giydirilir.) </strong>[Deylemi]</p>
<p><strong>(İlim, dünya menfaati için öğrenildiği ve ibadetler, dünya menfaatlerine alet edildiği zaman fitneler zuhur eder.) </strong>[Abdurrezzak]</p>
<p><strong>(İnsanların en şerlisi, kimseye ikram etmeyen, yalnız yiyen ve hizmetçisini dövendir. Bundan da kötüsü, insanlara kızan, buğzeden ve insanların kendisine buğzettiği kimsedir. Bundan da kötüsü, şerrinden korkulan ve kendisinden hayır beklenmeyen kimsedir. Bundan da kötüsü, dünya karşılığında ahiretini satan kimsedir. Bundan da kötüsü, din ile dünyayı yiyen yani dini dünya menfaatine alet eden kimsedir.) </strong>[İbni Asakir]</p>
<p>Tüccarın, malını müşteriye gösterirken, zikir, tesbih, Kelime-i tevhid, salevat okuması günahtır. Bunları, para kazanmaya âlet etmek olur. <strong>(El-İhtiyar)</strong></p>
<p>Demek ki, müşteri çekmek gayesiyle dükkânına dini levhalar asmak da, dini ticarete alet etmek olur. Hele dinden imandan habersiz kimselerin bu hareketi, din istismarı olur. Müşteriyi düşünmeden, sırf bereket için, faydasına inanarak asmak, din istismarı olmaz.</p>
<p>Bir gayrimüslim, dükkânına dini bir levha asıyor, bir fâsık, dindar gibi görünüyor veya bir Müslüman herhangi bir çıkarı için dini kullanıyorsa, dini istismar ediyor demektir. Piyasada Allah, Muhammed yazılı tesbihler, âyet yazılı yiyecek içecek kapları, bardaklar satılıyor. Başkalarının günaha girmesine vesile olacak şekilde dini böyle ticarete alet etmek daha çok günah olur.</p>
<p>Akıllı insan, ahiretin sonsuz kazancını, dünyanın geçici kârıyla değiştirmez. Bütün iyiliklerin, dinin emirlerine uymakta olduğunu bilir. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<strong>(Dünya kârını, ahiret kârına tercih eden, Kelime-i tevhidi söyleyince, Allahü teâlâ, “Yalan söylüyorsun, sözünde sadık değilsin” buyurur.)</strong> [Beyheki]</p>
<p><strong>Netice:</strong> Dinden para kazanmak ve (Hakkımı helâl etmem) diyerek, Kur’an-ı kerimin öğrenilmesine mani olmak caiz değildir. Kanuni yönü ayrıdır, fakat dini ve Kur’an-ı kerimi öğrenmek için, kopyalardan faydalanmak caizdir. Sitelerimizdeki her türlü yazılı ve sesli yayınlardan, herkes dilediği gibi faydalanabilmekte, aslına sadık kalmak şartıyla, herkes istediği gibi çoğaltabilmektedir.<br />
<strong><br />
Dini alet etmek<br />
Sual:</strong> Dini, politikaya veya herhangi bir çıkara alet etmek, günah değil midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, çok büyük günahtır; fakat dindar olan her politikacıyı ve her tüccarı da böyle sanmak yanlıştır. Müslümanlara suizan etmemelidir.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Dinimiz; temiz ahlak sahibi olmayı, merhameti, muhabbeti, büyüklere itaati, küçüklere şefkati emreden ve insanları doğru yola götüren, Allahü teâlânın razı olduğu yoldur. Dini, siyasete [politikaya] alet etmek yahut başka şahsi menfaatler için kullanmak, çok büyük bir günahtır.<strong> (</strong><strong>H.L.O.İman)</strong><br />
<strong><br />
Din kitabı satmak</strong><br />
<strong>Sual: </strong>Kâr amacıyla dini kitap satmakta mahzur var mıdır?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Büyük günah olur. Dini eser, dine hizmet niyetiyle neşredilirse, ücret de geçinilecek kadar alınırsa günah olmaz. Geçinmek için, dini kitap yazıp satmak, dilenmekten daha büyük günahtır.<br />
<strong><br />
Dükkânı açıp kaparken</strong><br />
<strong>Sual: </strong>Dükkânı besmeleyle açıp kapamak, dini ticarete alet etmek olur mu?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Hayır, besmeleyle açıp kapatmak iyi olur. Başkalarına duyurmak gayesiyle olursa, riya olur, caiz olmaz.</div>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fdin-istismari.html&amp;title=Din%20%C4%B0stismar%C4%B1"><img src="http://www.sohbetix.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetix.net/2012/02/din-istismari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayvanlara Eziyet Vermek</title>
		<link>http://www.sohbetix.net/2012/02/hayvanlara-eziyet-vermek.html</link>
		<comments>http://www.sohbetix.net/2012/02/hayvanlara-eziyet-vermek.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 18:20:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>
		<category><![CDATA[dinimizde hayvanlara eziyet vermek]]></category>
		<category><![CDATA[eziyet]]></category>
		<category><![CDATA[Eziyet Vermek]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Eziyet Vermek]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islami]]></category>
		<category><![CDATA[İslami konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetix.net/?p=20455</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Eti yenen ve yenmeyen vahşi hayvanları herhangi bir maksatla öldürmek günah mıdır? Mesela sansarı postu için, ceylanı eti için avlamak caiz midir? CEVAP Hiçbir hayvana eziyet, işkence etmek, suda boğarak veya ateşte yakarak öldürmek caiz değildir. Hayvana işkence etmek, gayri müslim vatandaşa işkence etmekten daha büyük günahtır. Gayri müslim vatandaşa eziyet etmek de Müslümana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fhayvanlara-eziyet-vermek.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<div id="p1"><strong>Sual:</strong> Eti yenen ve yenmeyen vahşi hayvanları herhangi bir maksatla öldürmek günah mıdır? Mesela sansarı postu için, ceylanı eti için avlamak caiz midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hiçbir hayvana eziyet, işkence etmek, suda boğarak veya ateşte yakarak öldürmek caiz değildir. Hayvana işkence etmek, gayri müslim vatandaşa işkence etmekten daha büyük günahtır. Gayri müslim vatandaşa eziyet etmek de Müslümana eziyet etmekten daha büyük günahtır. <strong>(Dürr-ül muhtar)</strong><br />
<strong><br />
</strong>Maksatsız olarak bir hayvanı öldürmek caiz değildir. Ahirette, (Onu niçin öldürdün?) diye sorguya çekilecektir. Hayvanları birbiriyle dövüştürmek de caiz değildir. Hayvanların hakkına riayet etmeli, onlara acımalıdır. Hadis-i şerifte, <strong>(Merhamet et ki, merhamet olunasın!)</strong> buyuruldu. <strong>(Şir’a)</strong><br />
<strong><br />
</strong>Zararlı hayvanları öldürmek caiz olduğu gibi, sansar, porsuk gibi hayvanları derisi ve kürkü için, geyik, ceylan gibi hayvanları eti için öldürmek de caizdir. Domuz hariç, eti yenmeyen çeşitli hayvanları para karşılığı gayrimüslimlere ihraç etmek de caizdir. <strong>(Şerh-i Nikaye)</strong><br />
<strong><br />
</strong>Zararsız hayvanları öldürmek caiz değildir. Zararlıları da eziyetsiz öldürmek caizdir. <strong>(Berika)<br />
</strong><br />
<strong>Sual:</strong> Hayvanlara her türlü eziyet etmek haram olduğuna göre, kısırlaştırmak haram değil midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Lüzumsuz olarak hayvanı kısırlaştırmak, hayvana eziyet olacağı için haramdır. Fakat bir menfaat için caizdir, günah olmaz. <strong>(Hindiyye)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span></strong>Kısırlaştırılan öküzler, iş yapmada daha verimli olur. Kısırlaştırılan koçlar, daha yağlı ve etleri de daha lezzetli olur. Peygamber efendimiz, kısırlaştırılmış bir koç kurban etmiştir. <strong>(B. Arifin)<br />
</strong><br />
<strong>Sual:</strong> Hayvanlara da acımak gerekmez mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayvanlara da acımak ve iyilik etmek gerekir. Peygamber efendimiz, <strong>(Merhametli olmadan imanlı olamazsınız)</strong> buyurunca, oradakiler, (Ya Resulallah, hepimiz merhametliyiz) dediklerinde, <strong>(Yalnız insanlara değil, bütün mahlûkata merhametli olmak gerekir)</strong> buyurdu. (Taberani)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Mesela bir hayvan kesecek kimse, bıçağı hayvanın gözü önünde bilememelidir. Bir gün bir kimse, bir koyunu kesmek için yere yatırır, bıçağını bilemeye başlar. Peygamber efendimiz bunu görüp buyurur ki:<strong><br />
(Sen bu hayvanı kesmeden, ona ölüm mü tattıracaksın? Hayvanı yatırmadan önce niçin bıçağını bilemedin?) </strong>[Hâkim]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bütün hayvanlara iyilik etmeli, eziyet etmekten sakınmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Bir kadın, bir kediyi kapalı bir yere hapsetti. Kediye yiyecek, içecek vermedi. Dışarıda bir şey bulup yemesi için serbest de bırakmadı. Kedi öldü ve kadın da bu yüzden Cehenneme müstahak oldu.) </strong>[Buhari]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Susuz bir mümin, kuyuya inip su içti. Bir köpek de kuyunun ağzında susuzluktan bitkin vaziyette bekliyordu. O kimse, bu hayvana acıyıp, ayakkabılarından birini çıkardı, onunla köpeğe su verdi. Bu hareketten Allahü teâlâ razı oldu. O kimseyi Cennete koydu.) </strong>[Müslim]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Yeryüzündeki mahlûklara acımayana, göktekiler acımaz.) </strong>[Taberani]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Merhameti olmayana merhamet edilmez.) </strong>[Buhari]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Eshab-ı kiram dediler ki: Ya Resulallah, hayvanlara iyilikte de, sevap var mıdır? Peygamber efendimiz, <strong>(Her canlı hayvana yapılan iyilikte sevap vardır)</strong> buyurdu. (Buhari)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Sahabeden bir zat anlatır:<br />
<strong>(Resulullahın, kedi su içtikten sonra kalanıyla abdest aldığı da olmuştur.)</strong> [Ebu Nuaym]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Sahabeden bir hanım anlatır:<br />
Eshab-ı kiramdan Ebu Katade’nin abdest alması için bir kaba su koymuştum. Birden kedi gelip bu kaptan su içiverince Ebu Katade biraz daha su içmesi için, kabı kedinin önüne uzattı. Benim kendisine hayretle baktığımı görünce, niye hayret ettin ey kardeşimin kızı, Resulullah efendimiz, <strong>(Kedi pis değildir, etrafınızda dolaşır) </strong>buyurdu. (Tirmizi)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Hazret-i Ebu Hureyre anlatır:<br />
“Bir gün elbisemin içinde küçük bir kedi taşıyordum. Resulullah efendimiz beni görünce, <strong>“Nedir bu?”</strong> buyurdu. Ben de; “Kedicik!” dedim. Bunun üzerine Resulullah, <strong>“Ey Ebu Hureyre”</strong> buyurdu. Yani kediyi seven, onlara ana babalık eden kimse buyurdu.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bir gün Ahmed Rıfâi hazretlerinin paltosunun eteğinde, kedisi gelip uyudu. Namaz vakti geldi, kediyi uyandırmaya kıyamadı. Bir süre onu şefkatle seyretti. Uyanmayacağını anlayınca kedinin yattığı yeri kesip namaza gitti. Geldiğinde kedi uyanıp oradan gitmişti. Kesik parçayı paltosuna dikti.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Ebu Bekir Vasiti hazretleri anlatır:<br />
Bir gün giderken başımın üzerinde bir kuş uçmaya başladı. Dalgınlıkla kuşu yakaladım. O elimde iken, başka bir kuş daha uçuyordu. Elimdeki kuşun annesi sanarak kuşu elimden bıraktığım anda, kuş öldü. Buna çok üzüldüm. O günden sonra bende bir sıkıntı başladı ve bir sene geçmedi. Bir gece Peygamber efendimizi rüyamda gördüm. Bir senedir, o kadar çok sıkıntının tesirinde kaldığımı, çok zayıflayıp ayakta namaz kılamaz hâle geldiğimi arz ettim. O zaman; <strong>&#8220;Bunun sebebi, o kuşun, senden şikâyetçi olmasıdır&#8221;</strong> buyurdu. Evimizdeki kedi yavrulamıştı. Ben bu sıkıntı içinde düşünürken, bir yılanın kedi yavrularından birisini yakalamaya çalıştığını gördüm. Bastonumu yılana vurunca, kaçtı. Kedinin annesi gelip yavrusunu alıp gitti. Ondan sonra iyileştim; namazlarımı ayakta kılmaya başladım. O gece rüyamda yine Peygamber efendimizi gördüm. <strong>(İyi olmanın sebebi, bir kedinin senin için teşekkür etmesidir)</strong> buyurdu.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Hayvanlara eziyet etmek büyük günah olduğuna göre, fare, yılan gibi zararlı hayvanları öldürmek caiz değil midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>İnsanlara zarar veren karıncayı suya atmadan, yakmadan öldürmek caizdir. Fare, akrep gibi zararlılarıysa her zaman öldürmek caizdir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Yılanı ve yırtıcı olan her hayvanı öldürünüz!) </strong>[Müslim]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Zehirli keleri bir vuruşta öldürene yüz, ikinci vuruşta öldürene daha az, üçüncü vuruşta öldüreneyse bundan daha az sevap verilir.) </strong>[Müslim]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(İbrahim aleyhisselam için yakılan ateşi her hayvan söndürmeye çalıştı. Fakat keler, ateşin daha fazla yanması için üfledi.) </strong>[Nesai] (Keler, kertenkeledir. Zehirli cinsleri vardır. Eziyetsiz öldürülmelidir!)</p>
<p><strong>Sual:</strong> Evdeki ağ yapan örümcekleri öldürmek caiz mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Kuduzu önlemek için başıboş köpekleri öldürmek caiz mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hastalık ihtimali olunca caiz olur.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Yılan öldürülürse eşinin öç alacağı söyleniyor. Doğru mudur?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Yılan öldürmekten korkmamalı! Yılan öldürmek sevaptır. İki hadis-i şerif meali:<br />
<strong>(Her yılanı öldürün! Yılanın öç almasından korkan benden değildir.) </strong>[Nesai]<br />
<strong>(Yılandan korkup öldürmeyen bizden değildir.) </strong>[Ebu Davud]<br />
[Bizden değil, kâfir manasında değildir. Bizim sünnetimize uymamış olur demektir.]</p>
<p><strong>Sual:</strong> Bahçeden evimize akrep giriyor. Bazen namaz kılarken seccadenin yanına geliyor. Akrebi öldürmek için namazı bozmak caiz olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bir tehlike halinde namazı bozmak caizdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(Namazda da olsanız, yılanı, akrebi öldürün!) </strong>[Nesai]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Sokmak ihtimali olan, yani yaklaşan yılanı ve akrebi öldürmek namazı bozmaz ve mekruh olmaz. <strong>(Redd-ül-muhtar)<br />
</strong><br />
<strong>Sual:</strong> Hayvanları öldürmek caiz mi? Mesela sivrisineğin anında kömür eden bir aletle yakılması da caiz midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayvanları suda boğarak ve ateşte yakarak öldürmek caiz değildir. Dinimiz, zararlı hayvanları fazla acı çekmeden öldürmeyi emrediyor. Mesela kertenkeleyi bir vuruşta öldürene 100 sevap, iki vuruşta öldürene 50 sevap, birkaç vuruşta öldüreneyse çok daha az sevap veriliyor. Demek ki bir an önce öldürmek gerekir. Sivrisineğin öyle öldürülmesi elle veya ilaçla öldürmekten daha hafiftir. Bir anda kömür oluveriyor. Ateşe atmak gibi değil. Caizdir.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Hayvan hakkını ödemek için tevbe kâfi mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayvana iyilik etmeye devam etmelidir.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Ölmüş bir hayvanı ateşe atmakta mahzur var mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bir zaruret olmadıkça ölmüş hayvanı da ateşe atmamalıdır. <strong>(Berika)<br />
</strong><br />
<strong>Sual:</strong> Kanuni Süleyman han, Zenbilli Ali efendiye zarar veren karıncaları öldürmek caiz mi diye sormuş, o da caiz değil diye fetva vermiş diyorlar. Böyle bir şey var mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Olayın aslı şöyledir:<br />
Kanuni Sultan Süleyman Han, meyve ağaçlarını karıncaların sarması üzerine, meseleyi Zenbilli Ali Efendiye şöyle bir beyitle sorar:<br />
<strong>Ağaçları sarsa, eğer karınca<br />
Zarar var mı karıncayı kırınca.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span></strong>Zenbilli Ali Efendinin cevabı şöyledir:<br />
<strong>Yarın Hakkın divânına varınca<br />
Süleyman’dan alır hakkın karınca</strong>.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bu bir fetva değildir. Bir latifedir. Yani demek istiyor ki, (Sen de bilirsin zararlı hayvanları öldürmek caizdir. Haksız olarak öldürmek caiz değildir.)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Osmanlı Devletinin onuncu sultânı ve İslâm halîfelerinin 75. si olan Kanuni Sultan Süleyman han, Babası Yavuz Sultan Selim’in vazîfelendirdiği devrin büyük âlimlerinden ders alarak yetişmiş, dini bilgileri çok iyi bilen bir padişah idi.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Din kitaplarının hepsinde, zararlı hayvanları öldürmenin caiz olduğu yazılıdır. Karınca gibi hayvanları, zarar vermezse öldürmek caiz değil, zarar verirse caizdir. Fare, akrep, yılan gibi zararlılarıysa her zaman öldürmek caizdir. Kuduz hayvanları da öldürmek gerekir.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>İnsana ve yemeklere zarar veren karıncaları, eziyet etmeden ve suya atmadan öldürmek caizdir. İçinde karınca bulunan odunu, yere vurup silkeledikten sonra yakmak caizdir. <strong>(Berika)<br />
</strong><br />
<strong>Hayvanın ölümüne sebep olmak<br />
Sual:</strong> Yolda, arabayla normal hızla giderken, bir tavuk veya bir kedi yola çıkıp çiğnense, biz sorumlu olur muyuz?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Kasıt bulunmadığı için ve ölen şey hayvan olduğu için, sorumlu olunmaz. Ölen çocuk ve büyük insan olsaydı, bunun kefareti ve diyeti olurdu. Bir anne, bebeğiyle uyurken, farkında olmadan, çocuk altında kalıp ölse, kasıt olmamasına rağmen annenin kefaret vermesi gerekir. Şimdi, kefaret olarak, 60 gün oruç tutulması gerekir.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Hayvanları dövmek ve öldürmek caiz midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>İnsana ve yemeklere zarar veren hayvanları, mesela karıncaları, sinekleri öldürmekte mahzur yoktur. Fare, akrep gibi zararlı hayvanları, her zaman öldürmek caizdir. Kuduz köpeği ve yırtıcı hayvanları, kesmek, vurmak veya zehirleyerek öldürmek caizdir.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Hayvanları dövmek caiz değildir. Dövmek terbiye için olur. Hayvanın aklı olmadığı için terbiye edilmez.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Hiç bir sebeple, hiçbir canlının yüzüne vurmak caiz değildir.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Hayvanlarla helâlleşmek mümkün olmadığı için, onlara karşı daima iyi muamele etmelidir. Bir hayvana eziyet edilmişse, tevbe etmeli, pişman olmalı, bir daha hiç bir hayvana eziyet etmemeli, eziyet edilen hayvana iyi muamele etmeli, sevip okşamalıdır.</p>
<p><strong>Camiyi kirleten kuşlar<br />
Sual: </strong>Güvercinler köyümüzün camisini kirletiyor, bir de yuva yapmışlar. Öldürmek caiz mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Camiyi kirleten kuşları çıkarmak mümkün olmazsa, kesip eti yenir. Eziyet veren hayvanlar her zaman öldürülebilir.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Horoz dövüştürmek haram mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, haramdır.</p>
<p><strong>Elde olmadan öldürmek<br />
Sual: </strong>Hayvanları ateşte yakmak ve suda boğmak günah olduğuna göre, bahçemizi sularken bahçede bulunan çeşitli böcekler, karıncalar suda boğulup ölüyorlar. Mahzuru var mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Maksadınız karıncaları ve diğer hayvanları öldürmek değil, bahçeyi sulamak olduğu için, mahzuru yoktur. İçinde karınca bulunan odunu yere vurup silkeledikten sonra yakmak caizdir. İçinde görmediğimiz karınca kalsa da mahzuru olmaz. Biz karıncayı değil odunu yakıyoruz.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Kuzular ve hayvanlar karışmasın diye kulaklarını keserek çeşitli işaretler yapmakta mahzur var mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Uygun değildir. Kesmemeli, boyayla işaretlemelidir.</p>
<p><strong>Ölü hayvanı incelemek<br />
Sual:</strong> Almanya’da biyoloji öğretmeniyim. Gözünü veya başka uzuvlarını keserek, ölü hayvan üzerinde inceleme yapmak dinen günah mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayır, günah değildir.</p>
<p><strong>Horoz dövüşü, boks ve sirk<br />
Sual:</strong> Horoz ve deve dövüşü, boğa güreşlerini ve boks maçlarını seyretmek, sirke gitmek günah mıdır? Cambaz seyretmek gibi, hayvanat bahçesini de ziyaret etmek günah olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Horoz ve deve dövüşleriyle boğa güreşleri, hayvanlara zulüm olduğu için günahtır. Boğa güreşlerinde insan da ölebiliyor. İnsanları dövüştürmek de günahtır. Avret yerlerinin açık olması da, bir başka günah oluyor. Boksta insanın veya canlının yüzüne vurmak da günahtır. Sirklerde de, genelde tehlikeli gösteriler, cambazlıklar yapılıyor. Sirke gitmek, bu gösterileri tasvip etmek demektir. Bu günah olan şeyleri seyretmek de günahtır, çünkü din kitaplarında deniyor ki:<br />
Cambaz ipten düşüp ölürse, seyirciler de günaha girer, çünkü onlar seyretmeselerdi, cambaz, tehlikeli gösteriler yapmaz ve ipten düşüp ölmezdi. Öldürülen kimse, eceli geldiği için ölürse de, öldüren veya ölümüne sebep olan kimse de, cezasını görür. <strong>(S. Ebediyye)</strong></p>
<p>Yabani hayvanları kafese koymak, hapsetmek mesela bir aslanı, bir fili veya bir ayıyı ormandan alıp dar bir yere koymak hayvana zulüm olur. Onları seyretmek için gösterildiği yerlere giden, bu zulmü tasvip etmiş sayılır. Eğer hiç kimse seyretmeye gelmese, o hayvanları oraya hapsetmezlerdi. Onların hapsine seyirciler sebep oluyor. Dinimiz, (Günaha sebep olmak, günah işlemek gibidir) buyuruyor. Günah işlenen ortamlardan sakınmalıdır.</p></div>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fhayvanlara-eziyet-vermek.html&amp;title=Hayvanlara%20Eziyet%20Vermek"><img src="http://www.sohbetix.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetix.net/2012/02/hayvanlara-eziyet-vermek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dinimizde Avcılığın Yeri</title>
		<link>http://www.sohbetix.net/2012/02/dinimizde-avciligin-yeri.html</link>
		<comments>http://www.sohbetix.net/2012/02/dinimizde-avciligin-yeri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 18:17:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>
		<category><![CDATA[avcılığın yeri]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[Dinimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dinimizde Avcık]]></category>
		<category><![CDATA[Dinimizde Avcılığın Yeri]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islami]]></category>
		<category><![CDATA[İslami konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetix.net/?p=20453</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Dinimizde avcılığın yeri nedir? CEVAP Allahü teâlâ, insanlar için çeşitli hayvanlar yaratmıştır. Bıldırcın, tavşan, balık gibi hayvanların etinden; sansar, porsuk, tilki gibi hayvanların postundan; geyiklerin derisinden; tıpta ve ıtriyatta kullanılmak üzere misk ceylanlarının miskinden; deniz hayvanlarının incisinden, mercanından; filin dişinden istifade etmek için avlamak; kurt, domuz, yılan, fare gibi hayvanları da zararlarını önlemek için, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fdinimizde-avciligin-yeri.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<div id="p1"><strong>Sual:</strong> Dinimizde avcılığın yeri nedir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Allahü teâlâ, insanlar için çeşitli hayvanlar yaratmıştır. Bıldırcın, tavşan, balık gibi hayvanların etinden; sansar, porsuk, tilki gibi hayvanların postundan; geyiklerin derisinden; tıpta ve ıtriyatta kullanılmak üzere misk ceylanlarının miskinden; deniz hayvanlarının incisinden, mercanından; filin dişinden istifade etmek için avlamak; kurt, domuz, yılan, fare gibi hayvanları da zararlarını önlemek için, işkence etmeden, mesela yakmadan, suda boğmadan öldürmek caizdir.</p>
<p>Avcılık yaparken başkalarının mahsullerine zarar vermemelidir. Maalesef, (Zevk için balık tutmayı ve avcılık yapmayı, ince ruhlu müslümanlara hiç yakıştırmam. Kendilerine daha normal ve meşru eğlenceler bulsunlar) diyen yazarlar türemiştir. Ticaret için olmasa da, sırf balık yiyebilmek için balık tutmak haram veya mekruh değildir. Caizdir. Hatta balık yemeye hiç ihtiyacı olmasa bile, sırf üzerindeki stresi atmak için balık avlayıp, tuttuğu balıkları muhtaçlara vermek de caizdir.</p>
<p>Cenab-ı Hak, Kur’an-ı kerimde balık avlamayı helal kılmış, <strong>(Deniz avı yapmak ve onu yemek helal kılındı)</strong> buyurmuştur. <strong>(Maide 96) </strong><br />
<strong><br />
</strong>Allahü teâlânın helal kıldığı avcılığı gayri meşru iş gibi göstermek yanlıştır.</p>
<p>Vahşi hayvanları avlamak, mubah bir kazanç yoluysa da, ticaret, ziraat, sanat gibi diğer kazanç yolları bundan daha efdaldir. Sırf eğlence için avcılık hoş değildir. Kalbe sıkıntı verir, hayvanlara karşı şefkat duygularını köreltir, merhamet duygusunu azaltır.</p>
<p>Fakat avcılığa, hayvan kesmeye haram veya gayri meşru iş demek caiz değildir. Kasap da hayvanları kesmektedir. Kasabın yaptığı işe vicdansızlık denir mi? Avlanırken, hayvan öldürürken, hayvanlara işkence edilmiyorsa, dinimizin bildirdiği hudutlara riayet ediliyorsa mesele yok demektir.</p>
<p>Avcılık; tüfekle, tuzak kurmakla yapıldığı gibi, talim görmüş köpek, tazı, şahin, atmaca, doğan gibi hayvanlarla da yapılır. Talim görmemiş hayvanlarla avcılık yapılmaz.</p>
<p>Yani hayvanın, avı kendisi için değil, sahibi için avlaması lazımdır. Bir hayvanın talim görmüş olduğu, peş peşe üç defa tuttuğu avı yemeden sahibine getirmesinden anlaşılır. Atmaca, şahin gibi tırnaklı kuşlarınsa, bırakıldıktan sonra, çağrıldığı vakit uçup gelmelerinden anlaşılır. Bir köpek avladığı hayvanı yese veya bir atmaca çağırıldığı halde gelmese, böyle hayvanların avladığı hayvan yenmez.</p>
<p>Avın yenebilmesi için şunlara riayet lazımdır:<br />
<strong>1-</strong> Av; keklik, tavşan gibi eti yenen hayvan olmalıdır.</p>
<p><strong>2-</strong> Avcı, Müslüman veya ehl-i kitap olmalı, ava silah atarken veya talim görmüş hayvanı ava gönderirken Besmele çekmelidir! Besmele unutulursa mahzuru olmaz. Kasten terk edilirse avın eti yenmez. Kitapsız kâfirlerin, mürtetlerin kestiği, avladığı hayvanı yemekse haramdır.</p>
<p><strong>3-</strong> Av, aldığı yaradan ölmelidir. Ölmeden ele geçirilirse besmeleyle kesilmesi lazım olur.</p>
<p><strong>4- </strong>Avcı, hemen koşup gitmeli, yara alan av hayvanını hemen boğazlamalıdır! Gidene kadar ölürse mahzuru olmaz, yani eti yenir. Av, gözden kaybolduktan sonra başka uzak bir yerde ölü olarak bulunursa eti yenmez. Çünkü başka bir sebeple ölmüş olabilir. Mesela yüksekten düşerek veya bir ağaca çarpıp ölebilir. İlk aldığı yara derinse, kan akmışsa yenir.</p>
<p><strong>5-</strong> Yara alan bir avı, başka birisine ait talim görmüş bir hayvan tutup öldürürse yenmez. Kendi hayvanı öldürmüş olmalıdır.</p>
<p><strong>6-</strong> Talim görmüş bir köpek, tuttuğu avın etinden yerse, o avı yemek caiz olmaz. Fakat şahin gibi bir kuş yakaladığı avın etinden yerse mahzuru olmaz. Çağırılınca gelen avcı kuşun tuttuğu av yenir. Avını köpek dişiyle veya pençesiyle yakalayan hayvanın eti yenmez.</p>
<p><strong>7-</strong> Av tutanın olur. Bir kimse, bir avı vurup düşürdükten sonra, av kalkıp kaçarken, başkası yakalarsa, av yakalayanın olur.</p>
<p><strong>8-</strong> Kara ve su kaplumbağasıyla istiridye ve midye gibi deniz haşaratı yenmez.</p>
<p><strong>9-</strong> Balık suretinde olmayan deniz hayvanları yenmez. Su içinde kendiliğinden ölüp, karnı üst tarafta bulunan balık yenmez. Ağla, saçmayla, ilaçla, sarsıntıyla, buz arasında sıkışarak ölen balık yenir.</p>
<p><strong>10-</strong> Besmelesiz tutulan veya kâfirlerin, avladığı balıkları yemek helaldir. Fakat avladıkları diğer hayvanları yemekse haramdır. Hanefi mezhebinde, domuzdan başka her hayvan ölünce kılı, kemiği, siniri ve dişi temiz olur. Leşin derisi, necis olmayan maddeyle dabağlanınca temiz olur. Necis maddeyle dabağlanınca, üç kere yıkayıp sıktıktan sonra temiz olur. Domuz ve yılan derisi hiçbir zaman temiz olmaz. Bunlarla yapılan cüzdan, kemer, çanta, elbiseyle namaz kılmamalıdır! Domuz ve yılan hariç, eti yenmeyen hayvan, dine uygun kesilince veya avlanınca yalnız derisi temiz olur. Böyle öldürülmüş bir hayvanın postu üzerinde namaz kılmak caiz olur.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Av hayvanını, mesela tavşanı uyurken değil de, uyandırıp kaçarken vurmalı deniyor. Uyurken vurmak caiz midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, caizdir.</p>
<p><strong>Oltaya solucan takmak</strong><br />
<strong>Sual: </strong>Oltaya solucan takmak caiz midir?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Evet, caizdir.</div>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fdinimizde-avciligin-yeri.html&amp;title=Dinimizde%20Avc%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%20Yeri"><img src="http://www.sohbetix.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetix.net/2012/02/dinimizde-avciligin-yeri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gereksiz Sual Sormak</title>
		<link>http://www.sohbetix.net/2012/02/gereksiz-sual-sormak.html</link>
		<comments>http://www.sohbetix.net/2012/02/gereksiz-sual-sormak.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 18:11:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Gereksiz Sual Sormak]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islami]]></category>
		<category><![CDATA[İslami konular]]></category>
		<category><![CDATA[sual]]></category>
		<category><![CDATA[sual sormak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetix.net/?p=20451</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Çok sual soruyoruz. Her suali sormanın sakıncası var mıdır? CEVAP Sırf öğrenmek niyetiyle Allah rızası için faydalı olan her suali sormak caizdir. (Hazret-i İbrahim’in kestiği koçun etini kim yedi?), (Falanca âlimin anasının adı nedir?), (Hazret-i Yunus’u yutan balık, erkek miydi?) gibi sualler soruluyor. İnsanın, bilmesi gerekmeyen şeyleri sorması mekruhtur. Âlimler buyuruyor ki: Öğrenilmesi emredilmemiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fgereksiz-sual-sormak.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong>Sual:</strong> Çok sual soruyoruz. Her suali sormanın sakıncası var mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Sırf öğrenmek niyetiyle Allah rızası için faydalı olan her suali sormak caizdir. (Hazret-i İbrahim’in kestiği koçun etini kim yedi?), (Falanca âlimin anasının adı nedir?), (Hazret-i Yunus’u yutan balık, erkek miydi?) gibi sualler soruluyor. İnsanın, bilmesi gerekmeyen şeyleri sorması mekruhtur. Âlimler buyuruyor ki: Öğrenilmesi emredilmemiş olan şeyleri sormak caiz değildir. Mesela Hazret-i Lokman peygamber midir? Cin, insanlara nasıl görünür gibi şeyler sormamalı, çünkü bunları öğrenmekle emrolunmadık. <strong>(Tahtavi)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span></strong>Bugün çok kimse, ehl-i sünnet itikadını bilmiyor. Öğrenmesi farz-ı ayn olan bilgilerden habersizdir. Faiz çeşitlerini, hatta yemeğin farzlarını bile bilmez iken, dünya ve ahirette gerekmeyen şeyleri soruyor. Bilinmesi gerekmeyen sorulmamalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Öğrenmek için sual sorun! Kötü maksatla sual sormayın!) </strong>[Deylemi]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong></span>(Allah rızasından başka bir maksatla sual sorup ilim öğrenen veya ilmini dünya menfaatine alet eden Cehenneme gidecektir.) </span>[Tirmizi]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong></span>(Âlimlerle yarışmak, cahillerle münakaşa edip susturmak ve itibar kazanmak için ilim öğrenen Cehenneme gidecektir.) </span>[Tirmizi]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong></span></span><strong>Kötü niyetle sual sormak<br />
</strong>Kötü maksatlılara ilim öğretmek yanlıştır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(İlmi, ehli olmayana öğretmek onu kaybetmek demektir.) </strong>[İbni Ebi Şeybe]<br />
Suali de uygun sorabilmek, o kişinin ilmini gösterir. Hadis-i şerifte, <strong>(Güzel sual sormak, ilmin yarısıdır) </strong>buyuruldu. (Taberani)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Kendisine farz-ı ayn olan faydalı sualleri sormak gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(İlim hazinedir. Anahtarı sual sormaktır. Sual sorun ki, Allahü teâlâ sizlere merhamet etsin. Çünkü sual sormakla dört kişi mükafat alır: Soran, cevap veren, dinleyen ve bunları seven.) </strong>[Ebu Nuaym]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Faydalı bir sual sorana cevap vermemenin vebali büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Âlimin bildiğini söylememesi, cahilin de bilmediğini sormaması helal değildir. Çünkü Allahü teâlâ, </strong>“Bilmiyorsanız, ilim ehline sorun” <strong>buyurdu.) </strong>[Taberani]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong></span>(İlmini başkasına bildirmeyen, hazineyi gömüp kimseye yardım etmeyene benzer.) </span>[Taberani]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(İlmini gizleyene, denizdeki balıklardan, gökteki kuşlara kadar her şey lanet eder.) </strong>[Darimi]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(İlmini gizleyen kimseye, kıyamette ateşten gem vurulur.) </strong>[Taberani]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>İlim sahibi biliyorsa söylemeli, bilmiyorsa bilmiyorum demelidir. Fetva vermenin mesuliyeti çok büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Bilmiyorum demek ilimdendir.) </strong>[İbni Mace]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Âlimim diyen kimse cahildir.) </strong>[Taberani]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong></span>(Bilmeden fetva verene, yer ve gökteki melekler lanet eder.) </span>[İbni Lal, İ. Asakir]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Ehli olmadan yanlış fetva veren, hainlik etmiş olur.) </strong>[Ebu Davud, Hakim]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>(Ben bilirim) demek doğru değildir. Kur’an-ı kerimde de mealen buyuruldu ki:<br />
<strong>(Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen vardır.) </strong>[Yusuf 76]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>Âlimler buyuruyor ki:<br />
</strong>(Allah rızası için, bilmediği bir hususta susanın aldığı sevap, bildiği hususta konuşanın aldığı sevaptan az değildir. Zira cehaleti kabul etmek nefse çok ağır gelir.) <strong>[Şabi]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span></strong>(Bir âlim, “Bilmiyorum”<strong> </strong>derse, şeytan kahrolur ve, “Âlimin susması, konuşmasından daha zararlı oluyor”<strong> </strong>der.) <strong>[İbrahim Edhem]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span></strong>(Hakiki âlim, suale cevap verirken, kıyamette “Bu cevabı hangi kitapta buldun” diye sorulacağından korkan zattır.) <strong>[H.Nişapuri]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span></strong>Suali, muteber eserlerden nakledenlere sormalı, kendi anladığını din kabul eden sapıklara sormamalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(İlim de, namaz da dindir. Bunun için ilmi kimden aldığınıza, namazı nasıl kıldığınıza iyi bakın. Kıyamette bunlardan sorguya çekileceksiniz.) </strong>[Deylemi]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong></span>(Ahir zamanda, âlim azalır, cahillik artar. Âlim kalmayınca da, cahil ve sapık din adamları, yanlış fetva vererek fitne çıkarır, hem kendilerini, hem de başkalarını saptırırlar.) </span>[Buhari]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong></span>(Bir zaman gelecek, o zamanın fakihleri, ince ve karışık meseleleri ele alıp, halkı şaşırtacaklardır. İşte bunlar, ümmetimin en kötüleridir.) </span>[Taberani]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong></span>(Cehennem zebanileri, günahkâr hâfızlara, puta tapanlardan daha çok azap yapar. Çünkü bilerek yapılan günah, bilmeyerek yapılan günahtan daha kötüdür.) </span>[Taberani]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong></span>(Ümmetim, kötü din adamlarından çok zarar görecektir.) </span>[Hakim]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong></span></span>Şu halde, lüzumsuz sual ve başka maksatlarla sual sormak doğru değildir. İmtihan gayesiyle karşısındakini sıkıştırmak için sual sormak da uygun değildir. Hadis-i şerifte, <strong>(Öğrenmek için sual sorun! Kötü maksatla sual sormayın!) </strong>buyuruldu. (Deylemi)</p>
<p><strong>Sual sormanın sevabı<br />
Sual:</strong> Gazetelerdeki veya radyolardaki hocalara sual sormanın vebali var mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>İşe yaramayan lüzumsuz suallerin vebali olur. Ama lüzumlu sual sormak çok sevaptır. Çünkü hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
<strong>(İlim, hazinedir. Anahtarı sual sormaktır. Sual sorun ki, rahmete kavuşun. Sual sormakla dört kişi sevap alır:<br />
1- Sual soranlar.<br />
2- Cevap verenler.<br />
3- Dinleyenler. </strong>[Gazetelerde, maillerde bunları okuyanlar, Radyolarda ise dinleyenler.]<strong><br />
4- Bunları sevenler. </strong>[Adam gazete alamıyordur, yahut bilgisayarı maili yoktur, okuyamıyordur. Radyoyu o saatte dinleyemiyordur. Ama gazete alsaydım veya benim de bilgisayarım olsaydı da bu sual cevapları okusaydım, yahut radyoda konuşulurken o saatte müsait olsaydım da dinleseydim diyenler diğerleri gibi sevaba kavuşur. Mesela <strong>Osman Ünlü</strong> hoca konuşuyor, dinleyemiyorsak, ama <strong>(Ne iyi nakle uygun suallere cevap veriliyor, Osman hocadan ve Osman hocaya o imkanı verenlerden Allah razı olsun)</strong> denirse, sevapta ortak olur.</p>
<p><strong>Sual sorarken<br />
Sual:</strong> Bazı kimselere verdiğiniz cevaplarda, <strong>(öyle sual olmaz)</strong> diyorsunuz. Nasıl sual sorarsak uygun olur? Birkaç örnek verir misiniz?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Sual sorarken, az çok o konuda bilgi sahibi olmak gerekir. Hiç bilmeden sual olmaz. Mesela (Gazoz ağacı hangi mevsimde budanır, budanan yerlere davul tozu mu ekilir?) diye bir sual sorulmaz. Peygamber efendimiz, <strong>(Güzel sual sormak, ilmin yarısıdır)</strong> buyurmuştur. Güzel suali, ilim sahibi sorar.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Şimdi birkaç yanlış sual ile doğrusunu bildirelim:<br />
<strong>(Kedi, köpek, ayı, çeşitli haşaratlar neden haramdır? Çinliler yiyor hiç hastalanmıyor)</strong> deniyor. Haram olması illa hastalanmayı gerektirmez. Besmelesiz kuzu eti de haramdır. Bir damla idrar, bir yudum şarap da haramdır. Ama içilirse vücuda bir zararı olmaz. Din haram etmişse, niye haram denmez.<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong></span>(Akşam namazı niye üç rekattır? Bazen iki bazen dört kılsak ne sakıncası olur)</span> deniyor. Dört veya iki kılınırsa hiç kabul olmaz. Dinin emri değiştirilmiş olur. Herkes aklına göre dini değiştiremez, o zaman ortada din kalmaz, şahısların yaptıkları uyduruk bir şey olmuş olur. Niye üç rekattır, iki olsa ne çıkar denmez. Dinin emrinde hikmet, sebep aranmaz, niye böyle yapılıyor denmez. Allahü teâlâ öyle bildirmiş, öylesi uygundur.<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong></span>(Niye zekatı kırkta bir veriyoruz da otuzda bir vermiyoruz)</span> deniyor. Böyle sormak da yanlış. Zekat, şu mallardan yüzde kaç veriliyor diye sorulur.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bir de yuvarlak soru soruluyor. Sual net anlaşılmalı. Mesela, <strong>(Bir kimse bir haram işlese cezası nedir)</strong> deniyor. Yüzlerce haram var. Bir de haramın birbirine göre şiddetlisi var. Mesela yabancı kadına bakmak haram, gidip öpmek haram, zina etmek de haram, ama aralarında çok fark var. Onun için hangi haram ise, şu haramı işlese cezası nedir diye sormak gerekir.<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong></span>(Bir kimse bir küfür söz söylese nasıl tevbe eder)</span> deniyor. Bir kere o söz küfür mü değil mi? Ona göre küfür olabilir yani o küfür zannedebilir. Onun için önce o sözü yazmalı; bu söz küfür mü demeli, sonra da, küfürse tevbesi nasıl olur diye sormalı.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bir de yanlış olarak, <strong>(Ele kolonya, idrar sürülünce, bunların abdesti bozmadığını ispat eder misiniz) </strong>deniyor. Abdesti bozmayan binlerce, milyonlarca iş var. Bozanlar ise yedi tanedir. Bildirilen yedi maddenin dışındakiler abdesti bozmaz.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Yine, <strong>(Şu gıdada domuz yağı olmadığını ispat eder misiniz) </strong>deniyor. Bir şeyin yokluğu değil, varlığı ispat edilir. Eğer içinde domuz yağı olduğuna dair elimizde bir bilgi yoksa temiz kabul edilir.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Yine aynı bozuk mantıkla, <strong>(Falan şahıs hırsızdır, hırsız değilse ispat edin)</strong> deniyor. Bu da yanlış bir soru. Hırsız olmayan hırsız olduğunu ispat edemez. Ona kim hırsız demişse, nereden ne çaldığını onun ispat etmesi gerekir. Aksi taktirde, iftiraya uğrayan kimse, suçsuzluğunu ispat edemez.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bunun gibi, <strong>(Sigaranın haram olmadığını ispat edin)</strong> denmez. Haram olduğu hangi muteber kitapta yazıyorsa, iddia edenin bunu ispat etmesi gerekir. Mubah diyene böyle bir şey söylenemez.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bir de, tenkit ederken, <strong>(Siz yanlış söylüyorsunuz, herkes başka türlü söylüyor)</strong> deniyor. Bu da çok yanlış. <strong>(Siz şöyle diyorsunuz, halbuki falanca muteber kitabın falanca sayfasında böyle deniyor)</strong> denirse, ancak o zaman ilmi tenkit olur. Sadece, <strong>(Sizin bildirdiğiniz yanlış)</strong> demek yersizdir.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Maillerle ve telefonla çok sual soruyoruz. Bunun mahzuru oluyor mu?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Sitemizde, hemen her konuda, hatıra gelebilecek bütün dini suallerin cevapları vardır. 30 yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Yeni arama özelliği sayesinde, aranılanı bulmak, daha da kolaylaşmıştır. İmkanı olan, oradan bakmalı, cevabını bulamazsa o zaman sormalıdır. Mesela ana baba hakkı ile ilgili bilgi almak istiyorum deniyor. Orada kaynakları ile birlikte cevaplar vardır. Önce sitemize bakmalı, bulunamazsa bize sormalı. Biz yerini bildiririz..</p>
<p><strong>Sual sorarken<br />
Sual:</strong> Maille dini sual sorarken, nelere dikkat etmek gerekir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Birkaçını bildirelim:<br />
<strong>1- </strong>Sormadan önce, sitemizde o konuyla ilgili bilgileri okumalıdır.</p>
<p><strong>2-</strong> Sorarken cevapla ilgisi olmayan, lüzumsuz detaya girmemeli, çok kısa yazıp anlaşılmaz durumda da olmamalı. Ayrıca mesela (Küfre sebep olan bir şey yapılırsa) dememeli, ne yapıldığını söyleyerek yani örnekle sormalı.</p>
<p><strong>3-</strong> Cevap için bilinmesi gerekenleri mutlaka söylemeli, bunu sormaya veya ikinci bir yazışmaya sebep olmamalı. Mümkünse soruyu bir arkadaşa okumalı, ne anladığını sormalı. Herkes kolayca anlayabilmeli. Özellikle, hayzla ilgili suallerde, önceki ayda kaç gün hayz olduğunu ve kaç gün temiz kalındığını, önceki aylarda 10 günden fazla kan gelmişse, 10 günden az olarak en son kaç gün kan geldiğini, Maliki mezhebinin taklit edilip edilmediğini, taklit ediliyorsa en çok gördüğü hayz miktarını bildirmek şarttır. Bir de, mesela ayın 5’inden 10’una kadar kan görülse dememeli, 5 gün kan görse diyerek, yani gün sayısını söyleyerek sormalı.</p>
<p><strong>4-</strong> Seferilikle ilgili suallerde, vatan-ı asliyi, gidilen yerin kaç kilometre mesafede olduğunu bildirmeli. Önce siteden okuyarak, vatan-ı asli ve vatan-ı ikametin ne olduğunu öğrenmeli.</p>
<p><strong>5-</strong> (Haram bir iş yapanın getirdiği hediyeyi almak, getirdiğini yemek caiz midir?) dememeli, haram işten kastın ne olduğu, o kişinin tek gelir kaynağının bu iş olup olmadığı da bildirilmeli.</p>
<p><strong>6-</strong> (Elimize geçen haram parayı ne yapmalı?) dememeli. Haram paranın ne olduğu bildirilmeli. Belki de, haram zannedilen para, haram olmayabilir.</p>
<p><strong>7- </strong>Cevabı, ekte veya link olarak gönderilen yazı, sonuna kadar okunmalı.</p>
<p>Cevap suale, yani anlatılana göre verilir. Sualde yanlışlık veya eksiklik varsa, cevap da yanlış olabilir. Bu bildirilen hususlara dikkat edilirse, hem doğru, hem de daha çabuk cevap almak mümkün olur. Ayrıca, lüzumlu olmayan, bilinmesi emredilmeyen ve dinle ilgisi olmayan, her hatıra gelen şeyi sormamalı. Merak etmek de mazeret olmaz. Herkes her şeyi merak edebilir. Sadece iman ve ibadet bilgileriyle ilgili lüzumlu hususları sormalı.</p>
<p><strong>Sual sormak ve kul hakkı<br />
Sual: </strong>Kabirde ve ahirette bize sorulamayacak sualleri sorarak meşgul etmek, kul hakkına girer mi?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Müslümanın zamanı çok kıymetlidir. Lüzumsuz suallerle kendi vaktini harcaması ve cevap verenin vaktinden çalması caiz olmaz. Faydalı bile olsa, çok sual sormayı Peygamber efendimiz yasaklamıştır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<strong><br />
(Sizi çok sual sormaktan nehyediyorum.)</strong> [Taberani]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bir patron öğle uykusuna yatarken hizmetçisine, (Beni yarım saat sonra kaldır) der. Sonra rahatça uyur. Hizmetçi bakar ki, patron derin uykuda, rahatsız etmemeliyim diyerek bir saat sonra uyandırır. Patron saate bakar, bir saat uyumuş. Hizmetçisine <strong>(Benim yarım saatimi çalmaya senin ne hakkın var? İşimi aksattın, senin bana yaptığın iyilik değil kötülüktür) </strong>diyerek, diğerlerine ibret olması için onu işinden uzaklaştırır. [Bunun gibi evladını sabah namazına kaldırmayıp uyumasını isteyen iyilik değil, ona kötülük etmiş olur.]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Her hatıra geleni sormak uygun olmaz. Okuyuculardan ricamız, sadece kendilerine lazım olan dini hususlarda, lüzumlu sual sorsunlar, lüzumsuz ve çok sual sorup da işimizi aksatmasınlar. Fazla ve lüzumsuz sualler, işimizi aksattığı gibi, diğer okuyuculara tez cevap vermemize de engel oluyor.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Lüzumlu suallere cevap vermek zaten vazifemizdir. Bunlara severek cevap veriyoruz. Sual sormak değil, lüzumsuz çok sual sormak uygun değildir.<br />
<strong><br />
Çok sual sormamalı<br />
Sual: </strong>Çok sual sormanın dinimizce yasak edilmesi, lüzumsuz sualler için mi, yoksa lüzumlu sualler de buna dâhil midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Lüzumsuz sual zaten az olsa da caiz değildir. Lüzumlu olsa da, çok sual sormak caiz olmaz. İki hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Çok sual sormayın! Sizden öncekiler, bu yüzden helak oldu.) </strong>[İ. Maverdi]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong></span>(Çok sual sormayı size yasaklıyorum.)</span> [Taberani]</p>
<p><span style="font-size: xx-small;"> </span><strong> </strong><strong></strong><strong></strong><strong></strong><strong></strong><strong></strong><strong></strong><strong></strong><strong></strong><strong></strong><strong></strong><strong></strong><strong></strong><strong></strong><br />
<strong>Lüzumsuz sual sormak<br />
Sual:</strong> Sitenizde, birçok lüzumsuz soruya cevap verilmiş. Biz de, bir lüzumsuz soru sorunca, <strong>(Kabirde, kıyamette böyle bir sual sormazlar. Lüzumsuz sual sormamalı)</strong> deniyor. O zaman kabirdeki lüzumsuz sualler neyin nesi diye sormak hakkımız değil mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Lüzumsuz sual sormak bir hak değildir. Sık sorulan bazı suallerin cevaplarını, lüzumsuz da olsa mecburen sitemize yazdık, fakat <strong>su-i misal emsal olmaz,</strong> yani kötü şey, yanlış şey örnek gösterilemez. Kötü şeyleri, yanlışları, herkes yapsa bile, o şey kötü olmaktan, yanlış olmaktan çıkmadığı gibi, herkes gereksiz sual sorsa, bizim de, öyle sual sormamız lüzumsuz olmaktan çıkmaz. Ömrümüz, lüzumsuz suallerle meşgul olacak kadar kıymetsiz değildir. Âhirette her sözümüz ve hareketimiz için sorguya çekileceğiz. Ömrünü boşa geçiren, lüzumsuz işlerle, malayani ile meşgul olanlar çok pişman olacaklardır. Malayani, boş işlerle meşgul olmak demektir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Kıyamet günü günahı en çok olan malayani konuşandır.) </strong>[Ebu Nasr]<br />
<strong><br />
</strong>Sitemizde lüzumlu olan hemen her sualin cevabı bulunmaktadır. Eğer <strong>Folio Views</strong> programı kurulursa, internete de gerek kalmadan, site masa üstüne indirilir ve aranılan konu, internette aranılandan çok daha kolayca bulunur.</p>
<p><strong>Güzel sual sormak<br />
Sual:</strong> Bir hadiste, <strong>(Güzel sual, ilmin yarısıdır)</strong> deniyor. Güzel sual nasıl oluyor?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Güzel sualden kasıt,<strong> (İlmi olan kimse, mantıklı sual sorar) </strong>demektir. (Kabak ağaçları hangi mevsimde budanır?) diye soran kimsenin, bu konuda ilmi olmadığı anlaşılır. Çünkü kabak ağaçta yetişmez. Bunun gibi, din ilminden haberi olmayan kimse, böyle tuhaf sorular sorar.</p>
<p>(Tırnakların nasıl kesileceği hangi âyette bildirilmiştir?) diye bir soru sormak, din ilminden habersiz olmayı gösterir. Âyetlerde teferruat olmaz. Sûrelere, âyetlere dua dememeli. Mesela (<strong>Fil</strong> duası hangi kitapta yazılıdır?) diye sormak da dua ile âyeti ayıramamak olur.</p>
<p>Fıkıh kitaplarından alarak yazılan yazılar için, bazı okuyucular, (Bu fetva Kur’anın neresinde yazıyor?) diye soruyor. Dinimizde dört delilin olduğu bilinmiyor. İkincisi ve en önemlisi, müctehid olmayanlar için delilin ne olduğu da bilinmiyor. Bilinmediği için de, (Hangi âyette veya hangi hadiste yazıyor?) diye soruyorlar. Müctehid olmayan, dindeki hükümlerin delillerini sormaz. Din kitaplarımızda deniyor ki:<br />
Müctehid olmayan her Müslüman, kendi mezhebine uyar ve mezhep imamının delilini aramaz. Çünkü Tabiîn’den yeni imana gelenler, Eshab-ı kiramı taklit ederler, delillerini hiç sormazlardı. <strong>(F. Bilgiler)</strong></p>
<p>Muhammed Hadimi hazretleri de buyuruyor ki: Dindeki dört delil, müctehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü bizler, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadise uymuyor görünse de yanlış değildir. Çünkü âyet ve hadis ictihad isteyebilir, başka bir âyet veya hadisle değişmiş, neshedilmiş olabilir veya bilmediğimiz bir tevili vardır. <strong>(Berika)</strong></p>
<p>Demek ki, (Midyenin yenilip yenilmeyeceği, hangi âyet veya hangi hadisle bildiriliyor?) diye sormak bilgisizlik alametidir. Doğru olanı, (Mezhebimize göre, midye yenir mi?) diye sormaktır. Böyle sorulan suale güzel sual denir<strong>Sual:</strong> Çok sual soruyoruz. Her suali sormanın sakıncası var mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Sırf öğrenmek niyetiyle Allah rızası için faydalı olan her suali sormak caizdir. (Hazret-i İbrahim’in kestiği koçun etini kim yedi?), (Falanca âlimin anasının adı nedir?), (Hazret-i Yunus’u yutan balık, erkek miydi?) gibi sualler soruluyor. İnsanın, bilmesi gerekmeyen şeyleri sorması mekruhtur. Âlimler buyuruyor ki: Öğrenilmesi emredilmemiş olan şeyleri sormak caiz değildir. Mesela Hazret-i Lokman peygamber midir? Cin, insanlara nasıl görünür gibi şeyler sormamalı, çünkü bunları öğrenmekle emrolunmadık. <strong>(Tahtavi)<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span></strong><br />
Bugün çok kimse, ehl-i sünnet itikadını bilmiyor. Öğrenmesi farz-ı ayn olan bilgilerden habersizdir. Faiz çeşitlerini, hatta yemeğin farzlarını bile bilmez iken, dünya ve ahirette gerekmeyen şeyleri soruyor. Bilinmesi gerekmeyen sorulmamalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Öğrenmek için sual sorun! Kötü maksatla sual sormayın!) </strong>[Deylemi]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<font style="font-size: xx-small;" size="1"><strong><br />
</strong></font></span>(Allah rızasından başka bir maksatla sual sorup ilim öğrenen veya ilmini dünya menfaatine alet eden Cehenneme gidecektir.) [Tirmizi]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<font style="font-size: xx-small;" size="1"><strong><br />
</strong></font></span>(Âlimlerle yarışmak, cahillerle münakaşa edip susturmak ve itibar kazanmak için ilim öğrenen Cehenneme gidecektir.) [Tirmizi]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<font style="font-size: xx-small;" size="1"><strong><br />
</strong></font></span><strong>Kötü niyetle sual sormak<br />
</strong>Kötü maksatlılara ilim öğretmek yanlıştır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(İlmi, ehli olmayana öğretmek onu kaybetmek demektir.) </strong>[İbni Ebi Şeybe]<br />
Suali de uygun sorabilmek, o kişinin ilmini gösterir. Hadis-i şerifte, <strong>(Güzel sual sormak, ilmin yarısıdır) </strong>buyuruldu. (Taberani)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Kendisine farz-ı ayn olan faydalı sualleri sormak gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(İlim hazinedir. Anahtarı sual sormaktır. Sual sorun ki, Allahü teâlâ sizlere merhamet etsin. Çünkü sual sormakla dört kişi mükafat alır: Soran, cevap veren, dinleyen ve bunları seven.) </strong>[Ebu Nuaym]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Faydalı bir sual sorana cevap vermemenin vebali büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Âlimin bildiğini söylememesi, cahilin de bilmediğini sormaması helal değildir. Çünkü Allahü teâlâ, </strong>“Bilmiyorsanız, ilim ehline sorun” <strong>buyurdu.) </strong>[Taberani]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<font style="font-size: xx-small;" size="1"><strong><br />
</strong></font></span>(İlmini başkasına bildirmeyen, hazineyi gömüp kimseye yardım etmeyene benzer.) [Taberani]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(İlmini gizleyene, denizdeki balıklardan, gökteki kuşlara kadar her şey lanet eder.) </strong>[Darimi]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(İlmini gizleyen kimseye, kıyamette ateşten gem vurulur.) </strong>[Taberani]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>İlim sahibi biliyorsa söylemeli, bilmiyorsa bilmiyorum demelidir. Fetva vermenin mesuliyeti çok büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Bilmiyorum demek ilimdendir.) </strong>[İbni Mace]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Âlimim diyen kimse cahildir.) </strong>[Taberani]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<font style="font-size: xx-small;" size="1"><strong><br />
</strong></font></span>(Bilmeden fetva verene, yer ve gökteki melekler lanet eder.) [İbni Lal, İ. Asakir]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Ehli olmadan yanlış fetva veren, hainlik etmiş olur.) </strong>[Ebu Davud, Hakim]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>(Ben bilirim) demek doğru değildir. Kur’an-ı kerimde de mealen buyuruldu ki:<br />
<strong>(Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen vardır.) </strong>[Yusuf 76]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>Âlimler buyuruyor ki:<br />
</strong>(Allah rızası için, bilmediği bir hususta susanın aldığı sevap, bildiği hususta konuşanın aldığı sevaptan az değildir. Zira cehaleti kabul etmek nefse çok ağır gelir.) <strong>[Şabi]<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span></strong><br />
(Bir âlim, “Bilmiyorum”<strong> </strong>derse, şeytan kahrolur ve, “Âlimin susması, konuşmasından daha zararlı oluyor”<strong> </strong>der.) <strong>[İbrahim Edhem]<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span></strong><br />
(Hakiki âlim, suale cevap verirken, kıyamette “Bu cevabı hangi kitapta buldun” diye sorulacağından korkan zattır.) <strong>[H.Nişapuri]<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span></strong><br />
Suali, muteber eserlerden nakledenlere sormalı, kendi anladığını din kabul eden sapıklara sormamalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(İlim de, namaz da dindir. Bunun için ilmi kimden aldığınıza, namazı nasıl kıldığınıza iyi bakın. Kıyamette bunlardan sorguya çekileceksiniz.) </strong>[Deylemi]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<font style="font-size: xx-small;" size="1"><strong><br />
</strong></font></span>(Ahir zamanda, âlim azalır, cahillik artar. Âlim kalmayınca da, cahil ve sapık din adamları, yanlış fetva vererek fitne çıkarır, hem kendilerini, hem de başkalarını saptırırlar.) [Buhari]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<font style="font-size: xx-small;" size="1"><strong><br />
</strong></font></span>(Bir zaman gelecek, o zamanın fakihleri, ince ve karışık meseleleri ele alıp, halkı şaşırtacaklardır. İşte bunlar, ümmetimin en kötüleridir.) [Taberani]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<font style="font-size: xx-small;" size="1"><strong><br />
</strong></font></span>(Cehennem zebanileri, günahkâr hâfızlara, puta tapanlardan daha çok azap yapar. Çünkü bilerek yapılan günah, bilmeyerek yapılan günahtan daha kötüdür.) [Taberani]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<font style="font-size: xx-small;" size="1"><strong><br />
</strong></font></span>(Ümmetim, kötü din adamlarından çok zarar görecektir.) [Hakim]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<font style="font-size: xx-small;" size="1"><strong><br />
</strong></font></span>Şu halde, lüzumsuz sual ve başka maksatlarla sual sormak doğru değildir. İmtihan gayesiyle karşısındakini sıkıştırmak için sual sormak da uygun değildir. Hadis-i şerifte, <strong>(Öğrenmek için sual sorun! Kötü maksatla sual sormayın!) </strong>buyuruldu. (Deylemi)</p>
<p><strong>Sual sormanın sevabı<br />
Sual:</strong> Gazetelerdeki veya radyolardaki hocalara sual sormanın vebali var mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>İşe yaramayan lüzumsuz suallerin vebali olur. Ama lüzumlu sual sormak çok sevaptır. Çünkü hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
<strong>(İlim, hazinedir. Anahtarı sual sormaktır. Sual sorun ki, rahmete kavuşun. Sual sormakla dört kişi sevap alır:<br />
1- Sual soranlar.<br />
2- Cevap verenler.<br />
3- Dinleyenler. </strong>[Gazetelerde, maillerde bunları okuyanlar, Radyolarda ise dinleyenler.]<strong><br />
4- Bunları sevenler. </strong>[Adam gazete alamıyordur, yahut bilgisayarı maili yoktur, okuyamıyordur. Radyoyu o saatte dinleyemiyordur. Ama gazete alsaydım veya benim de bilgisayarım olsaydı da bu sual cevapları okusaydım, yahut radyoda konuşulurken o saatte müsait olsaydım da dinleseydim diyenler diğerleri gibi sevaba kavuşur. Mesela <strong>Osman Ünlü</strong> hoca konuşuyor, dinleyemiyorsak, ama <strong>(Ne iyi nakle uygun suallere cevap veriliyor, Osman hocadan ve Osman hocaya o imkanı verenlerden Allah razı olsun)</strong> denirse, sevapta ortak olur.</p>
<p><strong>Sual sorarken<br />
Sual:</strong> Bazı kimselere verdiğiniz cevaplarda, <strong>(öyle sual olmaz)</strong> diyorsunuz. Nasıl sual sorarsak uygun olur? Birkaç örnek verir misiniz?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Sual sorarken, az çok o konuda bilgi sahibi olmak gerekir. Hiç bilmeden sual olmaz. Mesela (Gazoz ağacı hangi mevsimde budanır, budanan yerlere davul tozu mu ekilir?) diye bir sual sorulmaz. Peygamber efendimiz, <strong>(Güzel sual sormak, ilmin yarısıdır)</strong> buyurmuştur. Güzel suali, ilim sahibi sorar.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Şimdi birkaç yanlış sual ile doğrusunu bildirelim:<br />
<strong>(Kedi, köpek, ayı, çeşitli haşaratlar neden haramdır? Çinliler yiyor hiç hastalanmıyor)</strong> deniyor. Haram olması illa hastalanmayı gerektirmez. Besmelesiz kuzu eti de haramdır. Bir damla idrar, bir yudum şarap da haramdır. Ama içilirse vücuda bir zararı olmaz. Din haram etmişse, niye haram denmez.<span style="font-size: xx-small;"><br />
<font style="font-size: xx-small;" size="1"><strong><br />
</strong></font></span>(Akşam namazı niye üç rekattır? Bazen iki bazen dört kılsak ne sakıncası olur) deniyor. Dört veya iki kılınırsa hiç kabul olmaz. Dinin emri değiştirilmiş olur. Herkes aklına göre dini değiştiremez, o zaman ortada din kalmaz, şahısların yaptıkları uyduruk bir şey olmuş olur. Niye üç rekattır, iki olsa ne çıkar denmez. Dinin emrinde hikmet, sebep aranmaz, niye böyle yapılıyor denmez. Allahü teâlâ öyle bildirmiş, öylesi uygundur.<span style="font-size: xx-small;"><br />
<font style="font-size: xx-small;" size="1"><strong><br />
</strong></font></span>(Niye zekatı kırkta bir veriyoruz da otuzda bir vermiyoruz) deniyor. Böyle sormak da yanlış. Zekat, şu mallardan yüzde kaç veriliyor diye sorulur.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bir de yuvarlak soru soruluyor. Sual net anlaşılmalı. Mesela, <strong>(Bir kimse bir haram işlese cezası nedir)</strong> deniyor. Yüzlerce haram var. Bir de haramın birbirine göre şiddetlisi var. Mesela yabancı kadına bakmak haram, gidip öpmek haram, zina etmek de haram, ama aralarında çok fark var. Onun için hangi haram ise, şu haramı işlese cezası nedir diye sormak gerekir.<span style="font-size: xx-small;"><br />
<font style="font-size: xx-small;" size="1"><strong><br />
</strong></font></span>(Bir kimse bir küfür söz söylese nasıl tevbe eder) deniyor. Bir kere o söz küfür mü değil mi? Ona göre küfür olabilir yani o küfür zannedebilir. Onun için önce o sözü yazmalı; bu söz küfür mü demeli, sonra da, küfürse tevbesi nasıl olur diye sormalı.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bir de yanlış olarak, <strong>(Ele kolonya, idrar sürülünce, bunların abdesti bozmadığını ispat eder misiniz) </strong>deniyor. Abdesti bozmayan binlerce, milyonlarca iş var. Bozanlar ise yedi tanedir. Bildirilen yedi maddenin dışındakiler abdesti bozmaz.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Yine, <strong>(Şu gıdada domuz yağı olmadığını ispat eder misiniz) </strong>deniyor. Bir şeyin yokluğu değil, varlığı ispat edilir. Eğer içinde domuz yağı olduğuna dair elimizde bir bilgi yoksa temiz kabul edilir.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Yine aynı bozuk mantıkla, <strong>(Falan şahıs hırsızdır, hırsız değilse ispat edin)</strong> deniyor. Bu da yanlış bir soru. Hırsız olmayan hırsız olduğunu ispat edemez. Ona kim hırsız demişse, nereden ne çaldığını onun ispat etmesi gerekir. Aksi taktirde, iftiraya uğrayan kimse, suçsuzluğunu ispat edemez.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bunun gibi, <strong>(Sigaranın haram olmadığını ispat edin)</strong> denmez. Haram olduğu hangi muteber kitapta yazıyorsa, iddia edenin bunu ispat etmesi gerekir. Mubah diyene böyle bir şey söylenemez.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bir de, tenkit ederken, <strong>(Siz yanlış söylüyorsunuz, herkes başka türlü söylüyor)</strong> deniyor. Bu da çok yanlış. <strong>(Siz şöyle diyorsunuz, halbuki falanca muteber kitabın falanca sayfasında böyle deniyor)</strong> denirse, ancak o zaman ilmi tenkit olur. Sadece, <strong>(Sizin bildirdiğiniz yanlış)</strong> demek yersizdir.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Maillerle ve telefonla çok sual soruyoruz. Bunun mahzuru oluyor mu?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Sitemizde, hemen her konuda, hatıra gelebilecek bütün dini suallerin cevapları vardır. 30 yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Yeni arama özelliği sayesinde, aranılanı bulmak, daha da kolaylaşmıştır. İmkanı olan, oradan bakmalı, cevabını bulamazsa o zaman sormalıdır. Mesela ana baba hakkı ile ilgili bilgi almak istiyorum deniyor. Orada kaynakları ile birlikte cevaplar vardır. Önce sitemize bakmalı, bulunamazsa bize sormalı. Biz yerini bildiririz..</p>
<p><strong>Sual sorarken<br />
Sual:</strong> Maille dini sual sorarken, nelere dikkat etmek gerekir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Birkaçını bildirelim:<br />
<strong>1- </strong>Sormadan önce, sitemizde o konuyla ilgili bilgileri okumalıdır.</p>
<p><strong>2-</strong> Sorarken cevapla ilgisi olmayan, lüzumsuz detaya girmemeli, çok kısa yazıp anlaşılmaz durumda da olmamalı. Ayrıca mesela (Küfre sebep olan bir şey yapılırsa) dememeli, ne yapıldığını söyleyerek yani örnekle sormalı.</p>
<p><strong>3-</strong> Cevap için bilinmesi gerekenleri mutlaka söylemeli, bunu sormaya veya ikinci bir yazışmaya sebep olmamalı. Mümkünse soruyu bir arkadaşa okumalı, ne anladığını sormalı. Herkes kolayca anlayabilmeli. Özellikle, hayzla ilgili suallerde, önceki ayda kaç gün hayz olduğunu ve kaç gün temiz kalındığını, önceki aylarda 10 günden fazla kan gelmişse, 10 günden az olarak en son kaç gün kan geldiğini, Maliki mezhebinin taklit edilip edilmediğini, taklit ediliyorsa en çok gördüğü hayz miktarını bildirmek şarttır. Bir de, mesela ayın 5’inden 10’una kadar kan görülse dememeli, 5 gün kan görse diyerek, yani gün sayısını söyleyerek sormalı.</p>
<p><strong>4-</strong> Seferilikle ilgili suallerde, vatan-ı asliyi, gidilen yerin kaç kilometre mesafede olduğunu bildirmeli. Önce siteden okuyarak, vatan-ı asli ve vatan-ı ikametin ne olduğunu öğrenmeli.</p>
<p><strong>5-</strong> (Haram bir iş yapanın getirdiği hediyeyi almak, getirdiğini yemek caiz midir?) dememeli, haram işten kastın ne olduğu, o kişinin tek gelir kaynağının bu iş olup olmadığı da bildirilmeli.</p>
<p><strong>6-</strong> (Elimize geçen haram parayı ne yapmalı?) dememeli. Haram paranın ne olduğu bildirilmeli. Belki de, haram zannedilen para, haram olmayabilir.</p>
<p><strong>7- </strong>Cevabı, ekte veya link olarak gönderilen yazı, sonuna kadar okunmalı.</p>
<p>Cevap suale, yani anlatılana göre verilir. Sualde yanlışlık veya eksiklik varsa, cevap da yanlış olabilir. Bu bildirilen hususlara dikkat edilirse, hem doğru, hem de daha çabuk cevap almak mümkün olur. Ayrıca, lüzumlu olmayan, bilinmesi emredilmeyen ve dinle ilgisi olmayan, her hatıra gelen şeyi sormamalı. Merak etmek de mazeret olmaz. Herkes her şeyi merak edebilir. Sadece iman ve ibadet bilgileriyle ilgili lüzumlu hususları sormalı.</p>
<p><strong>Sual sormak ve kul hakkı<br />
Sual: </strong>Kabirde ve ahirette bize sorulamayacak sualleri sorarak meşgul etmek, kul hakkına girer mi?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Müslümanın zamanı çok kıymetlidir. Lüzumsuz suallerle kendi vaktini harcaması ve cevap verenin vaktinden çalması caiz olmaz. Faydalı bile olsa, çok sual sormayı Peygamber efendimiz yasaklamıştır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<strong><br />
(Sizi çok sual sormaktan nehyediyorum.)</strong> [Taberani]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bir patron öğle uykusuna yatarken hizmetçisine, (Beni yarım saat sonra kaldır) der. Sonra rahatça uyur. Hizmetçi bakar ki, patron derin uykuda, rahatsız etmemeliyim diyerek bir saat sonra uyandırır. Patron saate bakar, bir saat uyumuş. Hizmetçisine <strong>(Benim yarım saatimi çalmaya senin ne hakkın var? İşimi aksattın, senin bana yaptığın iyilik değil kötülüktür) </strong>diyerek, diğerlerine ibret olması için onu işinden uzaklaştırır. [Bunun gibi evladını sabah namazına kaldırmayıp uyumasını isteyen iyilik değil, ona kötülük etmiş olur.]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Her hatıra geleni sormak uygun olmaz. Okuyuculardan ricamız, sadece kendilerine lazım olan dini hususlarda, lüzumlu sual sorsunlar, lüzumsuz ve çok sual sorup da işimizi aksatmasınlar. Fazla ve lüzumsuz sualler, işimizi aksattığı gibi, diğer okuyuculara tez cevap vermemize de engel oluyor.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Lüzumlu suallere cevap vermek zaten vazifemizdir. Bunlara severek cevap veriyoruz. Sual sormak değil, lüzumsuz çok sual sormak uygun değildir.<br />
<strong><br />
Çok sual sormamalı<br />
Sual: </strong>Çok sual sormanın dinimizce yasak edilmesi, lüzumsuz sualler için mi, yoksa lüzumlu sualler de buna dâhil midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Lüzumsuz sual zaten az olsa da caiz değildir. Lüzumlu olsa da, çok sual sormak caiz olmaz. İki hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Çok sual sormayın! Sizden öncekiler, bu yüzden helak oldu.) </strong>[İ. Maverdi]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<font style="font-size: xx-small;" size="1"><strong><br />
</strong></font></span>(Çok sual sormayı size yasaklıyorum.) [Taberani]<br />
<strong>Lüzumsuz sual sormak<br />
Sual:</strong> Sitenizde, birçok lüzumsuz soruya cevap verilmiş. Biz de, bir lüzumsuz soru sorunca, <strong>(Kabirde, kıyamette böyle bir sual sormazlar. Lüzumsuz sual sormamalı)</strong> deniyor. O zaman kabirdeki lüzumsuz sualler neyin nesi diye sormak hakkımız değil mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Lüzumsuz sual sormak bir hak değildir. Sık sorulan bazı suallerin cevaplarını, lüzumsuz da olsa mecburen sitemize yazdık, fakat <strong>su-i misal emsal olmaz,</strong> yani kötü şey, yanlış şey örnek gösterilemez. Kötü şeyleri, yanlışları, herkes yapsa bile, o şey kötü olmaktan, yanlış olmaktan çıkmadığı gibi, herkes gereksiz sual sorsa, bizim de, öyle sual sormamız lüzumsuz olmaktan çıkmaz. Ömrümüz, lüzumsuz suallerle meşgul olacak kadar kıymetsiz değildir. Âhirette her sözümüz ve hareketimiz için sorguya çekileceğiz. Ömrünü boşa geçiren, lüzumsuz işlerle, malayani ile meşgul olanlar çok pişman olacaklardır. Malayani, boş işlerle meşgul olmak demektir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Kıyamet günü günahı en çok olan malayani konuşandır.) </strong>[Ebu Nasr]<br />
<strong><br />
</strong>Sitemizde lüzumlu olan hemen her sualin cevabı bulunmaktadır. Eğer <strong>Folio Views</strong> programı kurulursa, internete de gerek kalmadan, site masa üstüne indirilir ve aranılan konu, internette aranılandan çok daha kolayca bulunur.</p>
<p><strong>Güzel sual sormak<br />
Sual:</strong> Bir hadiste, <strong>(Güzel sual, ilmin yarısıdır)</strong> deniyor. Güzel sual nasıl oluyor?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Güzel sualden kasıt,<strong> (İlmi olan kimse, mantıklı sual sorar) </strong>demektir. (Kabak ağaçları hangi mevsimde budanır?) diye soran kimsenin, bu konuda ilmi olmadığı anlaşılır. Çünkü kabak ağaçta yetişmez. Bunun gibi, din ilminden haberi olmayan kimse, böyle tuhaf sorular sorar.</p>
<p>(Tırnakların nasıl kesileceği hangi âyette bildirilmiştir?) diye bir soru sormak, din ilminden habersiz olmayı gösterir. Âyetlerde teferruat olmaz. Sûrelere, âyetlere dua dememeli. Mesela (<strong>Fil</strong> duası hangi kitapta yazılıdır?) diye sormak da dua ile âyeti ayıramamak olur.</p>
<p>Fıkıh kitaplarından alarak yazılan yazılar için, bazı okuyucular, (Bu fetva Kur’anın neresinde yazıyor?) diye soruyor. Dinimizde dört delilin olduğu bilinmiyor. İkincisi ve en önemlisi, müctehid olmayanlar için delilin ne olduğu da bilinmiyor. Bilinmediği için de, (Hangi âyette veya hangi hadiste yazıyor?) diye soruyorlar. Müctehid olmayan, dindeki hükümlerin delillerini sormaz. Din kitaplarımızda deniyor ki:<br />
Müctehid olmayan her Müslüman, kendi mezhebine uyar ve mezhep imamının delilini aramaz. Çünkü Tabiîn’den yeni imana gelenler, Eshab-ı kiramı taklit ederler, delillerini hiç sormazlardı. <strong>(F. Bilgiler)</strong></p>
<p>Muhammed Hadimi hazretleri de buyuruyor ki: Dindeki dört delil, müctehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü bizler, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadise uymuyor görünse de yanlış değildir. Çünkü âyet ve hadis ictihad isteyebilir, başka bir âyet veya hadisle değişmiş, neshedilmiş olabilir veya bilmediğimiz bir tevili vardır. <strong>(Berika)</strong></p>
<p>Demek ki, (Midyenin yenilip yenilmeyeceği, hangi âyet veya hangi hadisle bildiriliyor?) diye sormak bilgisizlik alametidir. Doğru olanı, (Mezhebimize göre, midye yenir mi?) diye sormaktır. Böyle sorulan suale güzel sual denir</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fgereksiz-sual-sormak.html&amp;title=Gereksiz%20Sual%20Sormak"><img src="http://www.sohbetix.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetix.net/2012/02/gereksiz-sual-sormak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cem Uzan ile Derin Mermerci Aşkı Bitti</title>
		<link>http://www.sohbetix.net/2012/02/cem-uzan-ile-derin-mermerci-aski-bitti.html</link>
		<comments>http://www.sohbetix.net/2012/02/cem-uzan-ile-derin-mermerci-aski-bitti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 18:01:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[cem uzan]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Uzan ile Derin Mermerci Aşkı Bitti]]></category>
		<category><![CDATA[Derin Mermerci Aşkı Bitti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetix.net/?p=20449</guid>
		<description><![CDATA[Firari işadamı Cem Uzan ile İstanbul sosyetesinin güzel kadınlarından Derin Mermerci&#8217;nin 7 Ekim 2010&#8242;da Paris&#8217;te başlayan sürpriz aşkında sürpriz gelişme&#8230; Her şeyi çok hızlı yaşayan; ilişkilerinin birinci ayında kollarına birbirlerinin ismini dövme yaptıran, ilişkinin dördüncü ayında da Paris&#8217;te birlikte yaşamaya başlayan çiftin o dillere destan aşkı bitti! Evet, yanlış okumadınız; ben hariç herkesin nikah masasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fcem-uzan-ile-derin-mermerci-aski-bitti.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p>Firari işadamı Cem Uzan ile <a title="sohbet" href="http://www.sohbetix.net/istanbul/">İstanbul</a> sosyetesinin güzel kadınlarından Derin Mermerci&#8217;nin 7 Ekim 2010&#8242;da Paris&#8217;te başlayan sürpriz aşkında sürpriz gelişme&#8230; Her şeyi çok hızlı yaşayan; ilişkilerinin birinci ayında kollarına birbirlerinin ismini dövme yaptıran, ilişkinin dördüncü ayında da Paris&#8217;te birlikte yaşamaya başlayan çiftin o dillere destan aşkı bitti!</p>
<p>Evet, yanlış okumadınız; ben hariç herkesin nikah masasında sonlanacağını düşündüğü Uzan ile Mermerci&#8217;nin 16.5 aylık aşkı tarih oldu. Kulağıma gelen bilgilere göre, ilişkiyi bitiren taraf, mutlu olmadığını söyleyen <a title="islami sohbet" href="http://www.sohbetix.net/cem-uzan/">Cem Uzan</a> olmuş!!!</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fcem-uzan-ile-derin-mermerci-aski-bitti.html&amp;title=Cem%20Uzan%20ile%20Derin%20Mermerci%20A%C5%9Fk%C4%B1%20Bitti"><img src="http://www.sohbetix.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetix.net/2012/02/cem-uzan-ile-derin-mermerci-aski-bitti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müslümanlar Ayağa Kalktı</title>
		<link>http://www.sohbetix.net/2012/02/muslumanlar-ayaga-kalkti.html</link>
		<comments>http://www.sohbetix.net/2012/02/muslumanlar-ayaga-kalkti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 17:57:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[afganistan ayağa kalktı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayağa Kalktı]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an- Kerim'i yaktılar]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar Ayağa Kalktı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetix.net/?p=20447</guid>
		<description><![CDATA[Afganistan&#8217;da, NATO askerlerinin Kur&#8217;an- Kerim&#8217;i yakmasının ardından, ülkede dün başlayan gösteriler yayılıyor. Washington&#8217;ın özür dilemesine, NATO&#8217;nun soruşturma başlatacağını açıklamasına rağmen, Afgan halkı yatıştırılamıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fmuslumanlar-ayaga-kalkti.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<div id="habermetni">Afganistan&#8217;da, NATO askerlerinin Kur&#8217;an- Kerim&#8217;i yakmasının ardından, ülkede dün başlayan gösteriler yayılıyor.</p>
<div id="habermetni">Washington&#8217;ın özür dilemesine, NATO&#8217;nun soruşturma başlatacağını açıklamasına rağmen, Afgan halkı yatıştırılamıyor.</div>
</div>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fmuslumanlar-ayaga-kalkti.html&amp;title=M%C3%BCsl%C3%BCmanlar%20Aya%C4%9Fa%20Kalkt%C4%B1"><img src="http://www.sohbetix.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetix.net/2012/02/muslumanlar-ayaga-kalkti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emniyet Müdürü&#8217;ne Silahlı Saldırı</title>
		<link>http://www.sohbetix.net/2012/02/emniyet-mudurune-silahli-saldiri.html</link>
		<comments>http://www.sohbetix.net/2012/02/emniyet-mudurune-silahli-saldiri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 17:54:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[emniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Emniyet Müdürü]]></category>
		<category><![CDATA[emniyet müdürü şehit oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Emniyet Müdürü'ne Silahlı Saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[polis]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[silahlı saldırı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetix.net/?p=20445</guid>
		<description><![CDATA[Adını daha çok turizm ve magazin haberleri ile duymaya alışık olduğumuz Antalya&#8216;dan üzücü bir haber geldi. Antalya&#8217;da, silahlı bir kişiyi etkisiz hale getirmeye çalışırken vurulan Konyaaltı İlçe Emniyet Müdürü Uğur Gökcan hayatını kaybetti. Bugün saat 15.00 sıralarında Konyaaltı&#8217;nın Liman bölgesindeki akaryakıt istasyonuna 06 KYM 33 plakalı otomobil ile gelen bir kişi, elindeki tabancayı gösterip istasyon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Femniyet-mudurune-silahli-saldiri.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p>Adını daha çok turizm ve magazin haberleri ile duymaya alışık olduğumuz <a title="sohbet" href="http://www.sohbetix.net/antalya/">Antalya</a>&#8216;dan üzücü bir haber geldi.</p>
<p>Antalya&#8217;da, silahlı bir kişiyi etkisiz hale getirmeye çalışırken vurulan Konyaaltı İlçe Emniyet Müdürü Uğur Gökcan hayatını kaybetti.</p>
<p>Bugün saat 15.00 sıralarında Konyaaltı&#8217;nın Liman bölgesindeki akaryakıt istasyonuna 06 KYM 33 plakalı otomobil ile gelen bir kişi, elindeki tabancayı gösterip istasyon görevlilerinden aracına yakıt doldurmalarını istedi.</p>
<p>Bu sırada olay yerine polis ekibi çağrıldı. Konyaaltı İlçe Emniyet Müdürü Uğur Gökcan, tabancalı kişiyi ikna etmeye çalışırken, çıkan arbedede vuruldu.</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Femniyet-mudurune-silahli-saldiri.html&amp;title=Emniyet%20M%C3%BCd%C3%BCr%C3%BC%26%238217%3Bne%20Silahl%C4%B1%20Sald%C4%B1r%C4%B1"><img src="http://www.sohbetix.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetix.net/2012/02/emniyet-mudurune-silahli-saldiri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okul Servisine Silahlı Saldırı</title>
		<link>http://www.sohbetix.net/2012/02/okul-servisine-silahli-saldiri.html</link>
		<comments>http://www.sohbetix.net/2012/02/okul-servisine-silahli-saldiri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 17:49:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[liseli öğrencilere saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Servisi]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Servisine Silahlı Saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[silahlı saldırı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetix.net/?p=20443</guid>
		<description><![CDATA[Osmaniye&#8217;nin Kadirli İlçesi&#8217;nde işsiz 23 yaşındaki Sinan Yaman, içinde karşılıksız aşk beslediği kız öğrencinin de bulunduğu okul servisine pompalı tüfekle ateş açtı. 2 kız öğrenci hayatını kaybederken 1 öğrenci de ağır yaralandı, şüpheli ise kaçtı. Olay saat 15.00 sıralarında Yeşiltepe Mahallesi&#8217;nde meydana geldi. Okul çıkışı Tufan Kırpık yönetimindeki 80 S 7221 plakalı Kadirli Kız Meslek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fokul-servisine-silahli-saldiri.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p>Osmaniye&#8217;nin Kadirli İlçesi&#8217;nde işsiz 23 yaşındaki Sinan Yaman, içinde karşılıksız aşk beslediği kız öğrencinin de bulunduğu okul servisine pompalı tüfekle ateş açtı. 2 kız öğrenci hayatını kaybederken 1 öğrenci de ağır yaralandı, şüpheli ise kaçtı.</p>
<p>Olay saat 15.00 sıralarında Yeşiltepe Mahallesi&#8217;nde meydana geldi. Okul çıkışı Tufan Kırpık yönetimindeki 80 S 7221 plakalı Kadirli Kız Meslek Lisesi&#8217;nin öğrencilerini taşıyan servis minibüsüne pusu kuran Sinan Yaman, pompalı av tüfeğiyle ateş açtı. Yaman&#8217;ın 5 el ateş ettiği minibüste bulunan kız öğrencilerden 16 yaşlarındaki Rümeysa Demirel, Fatmanur Gedik ile Fatmagül Yalçın yaralandı.</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fokul-servisine-silahli-saldiri.html&amp;title=Okul%20Servisine%20Silahl%C4%B1%20Sald%C4%B1r%C4%B1"><img src="http://www.sohbetix.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetix.net/2012/02/okul-servisine-silahli-saldiri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oda Tv Davasında Flaş Tahliye</title>
		<link>http://www.sohbetix.net/2012/02/oda-tv-davasinda-flas-tahliye.html</link>
		<comments>http://www.sohbetix.net/2012/02/oda-tv-davasinda-flas-tahliye.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 17:46:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Flaş Tahliye]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[oda tv]]></category>
		<category><![CDATA[Oda Tv Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Oda Tv Davasında Flaş Tahliye]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetix.net/?p=20441</guid>
		<description><![CDATA[Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, Odatv davasının tutuklu sanığı gazeteci Doğan Yurdakul&#8217;un tahliyesine karar verdi. Odatv davasının tutuklu sanığı gazeteci Doğan Yurdakul uzun yıllardır, hipertansiyon, kalp, böbrek yetmezliği sorunlarıyla boğuşuyordu. Bu hastalıklara cezaevinde gizli şeker ve sağ böbreğinde kist de eklenmişti. Bir yıla yakın süredir tutuklu bulunan Odatv davası sanığı gazeteci Doğan Yurdakul&#8217;un [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Foda-tv-davasinda-flas-tahliye.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p>Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, Odatv davasının tutuklu sanığı gazeteci Doğan Yurdakul&#8217;un tahliyesine karar verdi.</p>
<p>Odatv davasının tutuklu sanığı gazeteci Doğan Yurdakul uzun yıllardır, hipertansiyon, kalp, böbrek yetmezliği sorunlarıyla boğuşuyordu. Bu hastalıklara cezaevinde gizli şeker ve sağ böbreğinde kist de eklenmişti. Bir yıla yakın süredir tutuklu bulunan Odatv davası sanığı gazeteci Doğan Yurdakul&#8217;un sağ böbreğinde 3 santimetre boyutunda kist çıktı.</p>
<p>Odatv davasının tutuklu sanığı gazeteci yazar Doğan Yurdakul&#8217;un avukatları, sanığın sağlık sorunlarını gerekçe göstererek İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nden tahliyesini talep etmişti. Doğan Yurdakul&#8217;un 66 yaşında olduğunu belirten avukatları, müvekkillerinin ölüm veya felç gibi telafisi mümkün olmayan sonuçlarla karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekmişti. Yurdakul&#8217;un avukatları, müvekkillerinin birbiriyle bağlantılı rahatsızlığı bulunduğunu, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi gibi tam teşekküllü bir hastanede tedavi görmesi gerektiğini belirtmişti.</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Foda-tv-davasinda-flas-tahliye.html&amp;title=Oda%20Tv%20Davas%C4%B1nda%20Fla%C5%9F%20Tahliye"><img src="http://www.sohbetix.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetix.net/2012/02/oda-tv-davasinda-flas-tahliye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İntibak Yasası Kabul Edildi</title>
		<link>http://www.sohbetix.net/2012/02/intibak-yasasi-kabul-edildi.html</link>
		<comments>http://www.sohbetix.net/2012/02/intibak-yasasi-kabul-edildi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 17:43:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[emekli]]></category>
		<category><![CDATA[emekliler]]></category>
		<category><![CDATA[Emeklilere Müjde]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[intibak]]></category>
		<category><![CDATA[İntibak Yasası]]></category>
		<category><![CDATA[İntibak Yasası Kabul Edildi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetix.net/?p=20439</guid>
		<description><![CDATA[İntibak yasa tasarısı komisyondan geçti. Tasarıya önergeyle eklenen bir maddeyle, ilaçtan alınan katkı payında değişiklik yapılarak yüzde 10-20 arasında uygulanan oran, yüzde 1-20&#8242;ye çekildi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2000 yılından öncesindeki emekli aylıklarında yaşanan farklılığı gidermeyi amaçlayan İntibak Yasa Tasarısı kabul edildi. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı, 2000 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fintibak-yasasi-kabul-edildi.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p>İntibak yasa tasarısı komisyondan geçti. Tasarıya önergeyle eklenen bir maddeyle, ilaçtan alınan katkı payında değişiklik yapılarak yüzde 10-20 arasında uygulanan oran, yüzde 1-20&#8242;ye çekildi.</p>
<p>TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2000 yılından öncesindeki emekli aylıklarında yaşanan farklılığı gidermeyi amaçlayan İntibak Yasa Tasarısı kabul edildi.</p>
<p>Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı, 2000 yılı sonrası gösterge esaslı sistemden, gelişme hızından pay alınan bir sisteme geçilmesiyle gelişme hızından pay alamayan emeklilerin intibakını düzenliyor.</p>
<p>İntibak düzenlemesinden emeklinin yanı sıra malullük ve ölüm aylığı alan kişiler de yararlanacak.</p>
<p>2000 yılı öncesinde gösterge sistemine göre bağlanan malullük, yaşlılık ve ölüm aylıkları ile bu tarihten önce malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken bu tarihten sonra ölen sigortalıların ölüm aylıkları, asgari aylık kontrolü yapılmaksızın, gayrisafi yurtiçi hasıla sabit fiyatlarla, gelişme hızı kullanılarak yeniden hesaplanacak.</p>
<p>Aylıklar, Aralık 1999&#8242;da yürürlükteki gösterge ve üst gösterge tablosundan sigortalı için belirlenen mevcut gösterge rakamı ile aynı dönemde yürürlükte bulunan memur aylık katsayısı esas alınarak hesaplanacak.</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.sohbetix.net%2F2012%2F02%2Fintibak-yasasi-kabul-edildi.html&amp;title=%C4%B0ntibak%20Yasas%C4%B1%20Kabul%20Edildi"><img src="http://www.sohbetix.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetix.net/2012/02/intibak-yasasi-kabul-edildi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

